| Giriş sayfam yap      | İletişim 09 Eylül 2010 Perşembe
Ana Sayfa
Son Dakika
Güncel
Bölgemiz
Turizm
Politika
Kültür Sanat
Sağlık
Spor
Eğitim
Kars Fıkraları
ARŞİV
 
[ Gelişmiş Arama ]
   Çok okunanlar
    Linkler
Altılı Sonuçları
Anayasa
Askerlik İşlemleri
Bağkur
Emekli Sandığı
Kafkas Üniversitsi
Kimlik Numarası
Resmi Gazete
S.S.K
Şans oyunları
Telefon Ara
Tüketici Hakları
Vergi İşlemleri
Vergi Numarası
CHP, KÜRT VE ALEVİ AÇILIMINI KILIÇDAROĞLU’YL
2009-09-06 :  

CHP, KÜRT VE ALEVİ AÇILIMINI KILIÇDAROĞLU’YLA YAPTI



Kelime ATA



Yakın siyasi tarihimizin en hızlı gelişmelerinin yaşandığı iki haftalık süreyi geride bıraktık. Baykal’a ait olduğu iddia edilen bir kasetle hiç kimsenin sonucunu kestiremediği gelişmelere tanıklık ettik. Bir kaset darbesi gerçekleştirildi ve CHP tarihinde ilk defa Kürt ve Alevi kökenli birinin genel başkanlığa seçildiği görüldü. Aslında farklı olan etnik ve inançsal yönden azınlıkta olan bir topluluktan çıkan birinin CHP’nin değil Türkiye’de kitlesel bir partinin başına geçmesidir.

Pek çok insan gelişmeleri anlamlandırmaya çalışıyor. Çünkü Önder Sav, yarım asırlık politika arkadaşı Deniz Baykal’la olan hukukunu bitirme pahasına “değişime ağabeylik” yaptığına göre gerçekten yorumlanmaya, üzerinde düşünülmeye değer bir durum var demektir.

Gönül, Baykal’ın pornografik bir operasyonla gitmesini değil tabanının iktidar özlemine yanıt veremeyen bir liderin olgunluk göstererek, kendi rızasıyla çekilmesini isterdi ama olmadı. Ancak, CHP içinden destek bulmazsa gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir seks operasyonuyla bütün başarısızlığına rağmen yapışıp kaldığı ve onlarca rakibinin uzaklaştıramadığı CHP koltuğundan ayrılmak zorunda kaldı.

İlahlar artık klasik bir laiklik ve cumhuriyetçilik söylemiyle CHP’nin yoluna devam edemeyeceğine; AKP belasını defedebilmek için CHP’nin Baykal belasından kurtulması gerektiğine karar verdiler. Çünkü, iktidara alternatif olabilecek bir parti gerekiyordu ve hizipçiliği artık ansiklopedilere giren Baykal’ın yüksek belagatı artık iktidar için yetmiyordu. CHP, Baykal’dan kurtulmalıydı ki, CHP’nin önü açılsın ve AKP tepelenebilsin.

Sizi bilmem ama ben şu bulguları alt alta koyduğumda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa seçilmesinin ustaca hazırlanmış bir operasyonun ürünü olduğunu düşünüyorum.

AKP, içi boş bile olsa Türkiye’nin kangrenleşmiş iki önemli sorunu olan Kürt ve Alevilerle ilgili açılım gerçekleştirdi. Her iki açılım, AKP’nin yelkenini şişiren bir rüzgar oldu; Kürt ve Aleviler arasında asgarisinden belli bir sempati uyandırdı. Aslında her iki açılımın da “sorunu çözüyormuş gibi görünüp çözmemek, yan yollara sapmak” gibi bir yanı olduğunu kimler ne kadar fark etti bilinmez ama AKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllardır üzerini örtmeye çalıştığı iki önemli sorun alanında ruhları okşadı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojik olarak reddettiği Kürtleri ve Alevileri isimlerini söyleyerek muhatap kabul etti. Bu muhataplığın Türkiye’de bazı temelleri sarstığı, en azından CHP’nin konumunu çok tartışmalı hale getirdiği de ortada. Kürtler, CHP’yi çok uzun zaman önce terk etmişti, Aleviler ise son birkaç yıldır daha bağımsız bir duruş geliştirmeye başlamışlardı. Onur Öymen’in “Dersim’de analar ağlamadı mı?” şeklindeki sözleri ise işin tuzu biberi oldu. Alevilerin CHP ile olan ilişkilerini uzun zamandır sorguladıkları da bilinen bir gerçekti.

Öymen’in bu tarihi gafı ettiği günlerde sessiz sedasız ama derinlerde etkili olma potansiyeli taşıyan bir parti kuruldu. 13 Mart 2010 tarihinde Eşitlik ve Demokrasi Partisi siyasal yaşama katıldı. Genel Başkanı Kürt ve Alevi kökenli, eski Çalışma Bakanı Ziya Halis… Ve bu parti, kitle partisi olmaya aday bir parti ve tabanının çoğunluğunu Aleviler oluşturuyor.

Politik dünyada CHP’nin tabanını etkileyebilecek bir başka oluşum ise herkesin malumu olan Sarıgül’ün kurmaya çalıştığı partiydi. Bütün bunlardan öte yapılan alan araştırmaları da dikkat çekici. Tam sözün burasında Bilgesam’ın, Uluslararası Sivil Toplumu Geliştirme ve Destekleme Derneği ve Diyarbakır Hizmet Vakfı ile birlikte gerçekleştirdiği Güneydoğu’nun Sosyolojik Analizi adlı araştırmasına atıfta bulunmayı gerekli buluyorum. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) bildiğiniz gibi emekli subayların, akademisyenlerin, emekli bürokratların kurduğu bir düşünce kuruluşu. “Güneydoğu Sorununun Sosyolojik Analizi” raporu Ağustos 2009 tarihini taşıyor. Bu raporu ilk okuduğumda açıkçası biraz şüphelenmiştim ve belli adreslere mesaj yolladığını düşünmüştüm. Projenin yöneticisi M. Sadi Bilgiç, Veri Analisti Salih Akyürek, raporu hazırlayan M. Sadi Bilgiç, Salih Akyürek, proje ekibi ise Doç. Dr. Mazhar Bağlı, Müstecep Dilber, İlhan Kocamaz ve Onur Okyar…

Araştırmanın verileri dikkate değer. Herhalde, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin genel başkanlığına düşünenlere ışık tutmuş olmalı.

Araştırma, Kürtlerin ve Zazaların Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşadıkları illerin büyük kısmı ile bölgeden göç edenlerin yoğun olarak yaşadıkları illerden İstanbul ve Mersin’in göç ile oluşan mahallelerini kapsadı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde araştırma yapılan iller; Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Malatya, Mardin, Van, Kahramanmaraş, Muş, Adıyaman, Batman, Elazığ, Ağrı,Erzurum, Bitlis, Siirt, Bingöl, Tunceli illerinden oluşuyordu. Sözkonusu araştırmaya göre, Türkiye’deki Kürtlere bağımsızlık verilmesini isteyenlerin mezheplere göre analizi yapıldığında bağımsızlık talep edenlerin oranı Kürt Alevilerinde %23,3. Şafiilerde bu oran yüzde 10,3, Hanefilerde ise yüzde 6,3.

“Ayrımcılık, Aidiyet ve Birlikte Yaşama İsteği Boyutları Mezhep Farklılaşma Tablosu”na göre de ayrımcılık algısının en yüksek olduğu mezhepsel grup Aleviler. Ayrımcılık algısı Alevilerde yüzde 73.5 çıkıyor. Bu algı en düşük düzeyde Hanefilerde (39,1) görülüyor. Şafiiler (56,1) ise ortada yer alıyor. Ve 4 Alevi’den 3’ü devlete güvenmiyor. Araştırmayı yapan uzmanlar, en büyük kırılmanın Alevi vatandaşlarında olduğunun altını çizdiler ve “Bu sonucun çeşitli nedenleri ve tarihsel arka planı olmakla birlikte, bu kitleye gerekli ilgi ve şefkat gösterilmesi zorunluluktur” dediler.

Yani araştırma, Alevilerin, Kürtlerin, özellikle de Kürt Alevilerinin aidiyet duygusunun çok düşük olduğunu, devlete en az güveni Alevilerin gösterdiğini ortaya koyuyor ki, bu tahmin edileceği gibi devlet için travmatik bir durum olsa gerek.

Sıralanan bu gelişme ve bulgulara Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk ve yoksulluk konusunda akılda kalan vurgularını da anımsayın.

Bütün bunları alt alta dizin ve özellikle Kürtleri ve Alevileri, devlete, devletin partisi CHP’ye entegre etmeyi düşünün. Çünkü Aleviler CHP’den koptuğunda pek de hayra alamet sonuçlar çıkmıyor CHP açısından. Şimdi Aklınıza Kemal Kılıçdaroğlu gelmez de kim gelir?

O Kılıçdaroğlu ki, devletin resmi ideolojisine aykırı düşmüyor. Devlet açısından en uygun kişi. Çünkü Kürt ve Alevi olduğunu söylemekten kaçınıyor. Mensup olduğu aşiret devlete sadakatiyle tanınıyor. Ve ne gariptir ki, Kılıçdaroğlu’nun yönetimine Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un danışmanı Nuran Yıldız, Mehmet Faraç, Encümen-i Daniş’in Demokrat Parti’nin genel başkanlığına düşündüğü Süheyl Batum gibi isimler giriyor. İnsan, haliyle Alevi ve Kürtleri, özellikle de Kürt Alevilerini bütünlüklü olarak CHP’ye entegre etme projesinin uygulayıcısı olarak Kılıçdaroğlu’nun seçildiğini düşünüyor.

‘Kürt ve Alevi açılımını CHP, Kılıçdaroğlu ile yaptı’ desek sanırım pek de haksız sayılmayız, değil mi?



1167 defa okundu


Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Yazdır
Yorumlar (0)


    Diğer Başlıklar
 

www.karshabergazetesi.com
© 2010 - Bütün hakları saklıdır.