Müjdemi İsterim!
Kadın Açılımı da Oldu!
NEŞE DOSTER
Nasıl oldu?
Şöyle oldu, daha doğrusu şöyle gelişti.
Politik nezaketin efsane ismi, tarihi şahsiyetlere saygının sınır tanımaz şampiyonu başbakanımız nihayet biz kadınlara da açılımın ilk işaretlerini verdi. 23 Nisan’da koltuğuna oturtulan temsili başbakana “Artık yetki senin, ister asarsın, ister kesersin” diyerek fişeği ateşledi. Çünkü o küçük öğrenci bir kız çocuğu idi.
Eeee! Ne demek bu şimdi?
Şu demek!
Yetkili tek ağızdan “Artık yetki kadınlarda bugüne kadar onların burnu, kulağı kesiliyor, saçı kazınıyordu artık asıp kesme sırası onlarda” demek.
Yetmedi!
Başbakanın vakur, bilge ve sadelik timsali eşi “Avrupa yolunda Türk kadının simgesi olarak” kalabalık bir kadın grubuyla Brüksel’e bir çıkartma yaptı ya!
O gün uçakta birlikte geldikleri 265’i Türk, 15’i yabancı kadınlara yaptığı konuşmaya “Biz Avrupalı kadınlar!” diye başladı ya!
Başbakanımızın yakın dostu ve Türkiye’yi AB’ye sokmakla görevli devlet bakanı Egemen Bağış derhal başbakanın yaptığı açılımın sağlamasını yaptı. “Kadınlarımızın duasıyla, çabasıyla Türkiye’nin AB sürecini tamamlayacağız” dedi.
Üç yetkin isimden, üç tarihi açıklama ve üç büyük açılım.
Daha ne olsun! Açılımsa açılım! Konuşmaysa konuşma!
Kadına değer vermekse artık bu kadar olur!
Ne yalan söyleyeyim bu üç yetkili ağızdan, bu üç önemli mesajı alınca ben kendi adıma çok sevindim.
Şimdi bir çırpıda aklıma gelen sorulara geçelim? (Soruların içinde yanıtı da var ama olsun!)
23 Nisan’da temsili başbakana söylenen bu sözler; yıllardır erkek egemen bakışın, mahalle ve toplum baskısının, töre ve geleneklerin altında inim inim inleyen kadınlarımıza, genç kızlarımıza başbakanımızın bir kıyağı değilse nedir?
Daha önce çiftçiye “Al ananı da git!” diyen başbakanımızın, biz anaların gönlünü alma çabası, açtığı yarayı tamir etme adımı değilse nedir?
Kadın eli sıkmayan vekillerimizin, eşlerini ayrı masalarda oturtan bakanlarımızın, toplantılarını haremlik selamlık düzenleyen yetkililerimizin bizden özür dilemesi değilse nedir?
Son günlerde artan çocuklara ve kadınlara yönelik taciz ve tecavüz olaylarında yetkililerin konuyu kapatma çabalarının, bakanların yaptığı açıklamaların yarattığı huzursuzluğu silme girişimi değilse nedir?
İşsiz kocayla, aşsız evle bizi baş başa bırakanların, bizi mutsuzluğa, umutsuzluğa mahkûm ve mecbur edenlerin geri adım atma eylemleri değilse nedir?
Ben şahsen bunu Anneler Gününe üç gün kala bir jest ve armağan olarak algılıyorum.
Yıllarını kadın sorunlarına veren biri olarak, bunu bir “Kadın Açılımı” sayıyorum.
Anneler Günü arifesinde biz kadınlara bundan büyük hediye mi olur diye düşünüyorum.
Özel not: Bizimkiler aralarında konuşurken duydum. “Annelerinize elektrik süpürgesi alın, tek taş inci küpe bizden” diye günlerdir devam eden reklâmlara kanıp, bana esas işim olan ev hanımlığını anımsatırcasına süpürge alacaklarmış! Ben süpürge müpürge istemem. Bu sözlere karnım tok benim.
Ben başbakanımın armağanı olan kadın açılımını istiyorum.
Tabii artık hepimizce malum olan gaza getirme, gündem değiştirme manevralarından biri değilse!
|